Akciğer Biopsisi

Vücudumuzun nefes alabilme üniteleri olan akciğerler tüm hücrelerin yeterli oksijen alabilmesinin tek yolu olup fonksiyon bozuklukları veya edinilmiş hastalıklarında sağlığı ciddi şekilde tehdit hale gelebilmektedirler. Günümüzün belki de en tehlikeli alışkanlıklarından birisi olan sigara diğer organlarda da olmakla birlikte en çok hasarı başta akciğerlere vermektedir.

Sigara akciğerlerde sadece KOAH dediğimiz kronik obstrüktif akciğer hastalığına neden olmamakta çok daha trajik olarak akciğer kanserinin en yaygın nedenleri arasında yer almaktadır. Akciğer kanseri ise tüm dünyada, hem kadın ve hem de erkek cinste en sık ölüme neden olan kanserlerin başını çekmekte ve toplum sağlığını ciddi olarak tehdit etmektedir. Gelişmekte olan dünya beraberinde hava kirliliğini de getiren çok sayıda endüstri dalına ev sahipliği yapmaktadır. Hava kirliliğinin yoğun yaşandığı dünyanın büyük sanayi merkezlerinin olduğu kentlerde yaşanan hava kirliliği kalıcı meslek hastalıkları da denilen akciğer hastalıklarına neden olabilmektedir.

Akciğer hastalıkları kişinin günlük hayatını devam ettirmesine, çalışma düzenine ve yaşam konforuna olumsuz etki yapmaktadır. Akciğer problemleri her zaman radyolojik tetkikler ile veya invaziv olmayan tanı yöntemleri ile yeterince doğrulanamayabilir ve bu nedenle gerekli tedavinin planlanmasında soruna yol açabilir. Bu nedenle kesin tedavinin planlanabilmesi amacı ile hastaya akciğer biopsisi yapılması gerekebilir. Akciğer biopsileri şüphe duyulan hastalığın özelliklerine göre, lezyonun yerleşim yerine göre, lezyonun teknik olarak biopsiye uygun olup olmamasına göre değişik teknikler ve ekipmanla yapılabilir.

Akciğer biyopsileri genellikle bronkoskopiler sırasında yapılır. Bronkoskopi işlemi yapan kişinin bu işlem konusunda çok uzman olması ve akciğer anatomisini çok iyi tanımasi gerekir, kuşkulu bir lezyonu tanıyacak kadar sayıda biopsi yapmış olması gerekir. Akciğerde yerleşen tümörlerde, hava yolunu tıkayan lezyonlarda, vaskülit şüphesinde, metastatik karsinomlarda, diffüz fibrozisde akciğer biopsisinin yapılması gerekir.

Çok kullanılan yöntemlerden birisi fırça yöntemidir. Eğer kuşkulu lezyonlar akciğerin çok periferinde yerleşik ise fırça yöntemi ideal olabilir. Fırça yöntemi ile dökülen materyal toplanır ve patolojik incelemeye gönderilir. Hemen sitolojik inceleme için hazırlık yapılmalıdır. Özellikle santral bronş kanserlerinde uygun bir tanı yöntemidir. Forcepsler yardımı ile yapılan akciğer biopsisinde ise forcepsler ile çalışılır, forceps yardımı ile kuşkulu lezyondan biopsi alınır. Bazen lezyonlar eğer teknik olarak ulaşılması güç yerlerde mesela yan duvarlarda yerleşik ise normal forsepsler ile biopsi alınamayabilir bu nedenle ortasında iğne bulunduran forsepsler kullanılabilir. Bazen tanı için transbronşial iğne aspirasyon biopsisi yapılması gerekebilir, daha yüksek düzey lezyonlarda yeterli miktarda dokunun çıkarıldığı biopsilerde kullanılır.Akciğer biopsilerinde genellikle birden fazla sayıda doku örneği alabilmek için çaba gostermek gerekir.

Rijit bronkoskoplar kullanimi diger bronkoskoplara gore daha zor olmakla birlikte bazi ozel yerlesimli lezyonlarin tanisinin dogru bir sekilde kullanilmasinda tani araci olarak kullanilmakta ve bronkoskopi sirasinda kuskulu alanlardan biopsy alinabilmesine olanak saglamaktadir.

Karaciğer Biopsisi

Karaciger vucudumuzun en hayati organlarinin baslarinda gelmektedir. Vucudumuzda basta hemen tum toksik maddelerin filter edildigi, safranin uretildigi yer olmasi ozelliginin yanisira pekcok fonksiyonu da yerine getirmekte ve yoklugu, fonksiyon bozuklugu maalesef hayatla bagdasmayan bir organimizdir. Karaciger hastaliklarinda taninin konulabilmesi icin bazen biopsinin alinmasi gerekir.

Biopsi karacigerden kucuk doku orneklerinin alinmasi demek olup biopsi orneklerinin incelenmesi sonrasinda karaciger hastaliginin teshisi konulmus olur ve boylece spesifik olarak baslanabilir.karaciger biopsileri cesitli tekniklerle yapilabilir. Perkutanoz karaciger biopsileri denilen teknikte biopsiyi yapacak doktor herhangi bir kilavuz goruntuleme teknigi kullanmadan direk olarak manuel sistem ile karacigere uygun yerden kucuk bir deri lokal anestezisini takiben uygun bir biopsi ignesi ile ulasip taniyi koymaya yetecek kadar doku parcasi alir.

Genellikle biopsi sonrasinda herhangi bir rahatsizlik gorulmez, hastanede bir gun kalmak gerekebilir.Biopsi sonrasinda olasi bir kanama komplikasyonu icin dikkatli olunmalidir. Bir diger karaciger biopsi teknigi goruntuleme tekniklerinin kilavuzlugunda biopsilerin yapilmasidir. Bilgisayarli tomografi veya ultrasonografi esliginde karaciger biopsisi yapilmasi cok onemli teknolojik gelismelerden birisi olup manuel olarak yapilan biopsiye gore hem daha dogru olarak yapilabilme sansi ve hem de hasta icin daha konforlu ve kisa surely olmasi bakimindan tercih edilir biopsy teknigidir.

Karaciger biopsisi icin daha koolay ve tam olarak dogru yere ulasilabilmesini saglayan bir yontemdir ve hastaya biopsinin tekrar edilmesi gibi bir risk getirmez. Tam ve dogru tani konulmasina yardim eder. Bazen baska nedenle ameliyat yapilirken karacigerde supheli lezyonlar ile karsilasilabilir ve bu lezyona tani konulabilmesi icin karacigerden ameliyat sirasinda biopsi alinabilir buna acik biopsi denmektedir. Ayni sekilde herhangi bir baska nedenli ameliyat sirasinda supheli lezyondan veya sadece karacigere yonelik olarak lezyondan laparaskopik islemler sirasinda biopsi alinabilir ve histopatolojik incelemeye gonderilir.

Her biopsy yonteminde karacigerin cok kanlanma gosteren bir organ oldugu ve biopsi sonrasinda biopsi bolgesinde kanama olabilecegi akilda tutulmali ve dikkatli olunmalidir. Hasta bir gun sure ile hastanede tutulabilir.

Tiroid Biopsisi

Tiroid boynumuzda yerleşik, boyut itibarı ile küçük ancak üretim yeri olduğu hormonları yönünden fonksiyonları çok önemli olan bir endokrin bezdir. Tiroid bezinin ürettiği hormonlar vücudun pek çok hayati işlevinin sürdürülmesinde rol almaktadırlar. Bu hormonlar fazla üretildikleri veya az üretildiklerinde üstlendikleri görevleri yapamayacak olduklarından etkiledikleri vücut bölge ve sistemine göre bozukluk ve hastalıklar ortaya çıkmaktadır.

Tiroid bezinin ürettiği tiroid hormonlarının düzensiz üretilmesine yol açan pek çok sebep olabilir. Bu sebeplerin bazıları alınabilecek önlemlerle kaçınılabilir bozukluklardır. Hormonların fazla üretimine sebebiyet veren durumlarda hipertirodizm denilen ve tiroid hormonlarının fazlalığının vücutta yaptığı değişikliklere bağlı olarak önemli sağlık sorunları oluşmaktadir. Hipertiroidizmli hastaların en uygun şekilde tedavi eilmeleri gerekir. Tedavisiz durumlarda başta kalp ve dolaşım sistemi olmak üzere pek çok sistemde bazen geri dönüşsüz olabilen problemler gelişebilir. Hipotiroidizm tiroid hormonlarının az üretimine bağlı olarak fonksiyon görememe durumudur. Hipotiroidik hastalar sıklıkla sürekli uyuma isteği, kilo alma, hareketsizlik, kalp atımında yavaşlık, terlemede artış gibi problemlerden yakınırlar. Hastalara yapılan laboratuar kontrolleri dışında eğer tiroid bezinde kesin tanı konulmayı gerektiren bir lezyon, kanser şüpheli bir kitle, diğer tetkik yöntemleri ile tam olarak teşhis edilemez ise tiroid biopsisine ihtiyaç duyulabilir.

Tiroid biopsisinde tiroid bezine bir iğne ile girilerek tiroid dokusundan küçük örnekler elde edilir ve biopsi örnekleri incelenmek üzere patoloji bölümüne gönderilir. Tiroid biopsisinde en çok kullanılan yöntemlerden birisi ince iğne aspirasyon biopsisi yöntemidir. Yalancı negatiflik ve yalancı pozitiflik olasılıkları vardır. Tiroid bezinde biopsi gerektiren en sık durum tiroid nodülleridir. Tiroid nodülleri sıklıkla iyi huyludurlar ancak bazen tümör riski olan görünüm taşırlar ve biopsi ile tanının konulması gerekir. Tiroid nodullerinin tümünde ince iğne aspirasyon biopsisinin yapılması gereklidir. Bu işlem hem güvenlidir, hem de tedavide belirleyicidir. Eğer tiroidde çok sayıda nodül varsa ve kuşkulu iseler tüm nodüllere ayrı ayrı biopsi uygulanması gerektiği akıldan cikarılmamalıdır. Genellikle ince iğne aspirasyon biopsisi tanının konulmasında ve ileri tedavinin planlanmasında yeterli olacaktır. Eğer biopsi alınması gereken nodül çok küçük ve belki teknik olarak ulaşılması güç ise biopsi ultrasonografi kılavuzluğunda gerçekleştirilebilir. İnce iğne aspirasyon biopsisi ile yeterince doku alınamayacağı var sayılıyor ise tru-cut dediğimiz veya core biopsi adı verilen yöntem ile daha büyük biopsi örnekleri alınabilir.

Histopatolojik sonucların gelmesinden sonra tiroid nodüllerinin ileri tedavisine karar verilir. Bazen tiroid biopsilerinin tekrar edilmesi gerekebilir. Genellikle ameliyat öncesi yapılan tiroid biopsisinin tersine bazen tanı konulamayan ancak kuşkulu nodüllerin ameliyat edilerek tiroid dokusunun patolojiye gönderilmesi ile kesin tanı tiroidektomi sonrasına kalabilir. Tiroid nodüllerine yapılan biopsilerin sonucu eğer iyi huylu nodül lehine gelmişse ve nodül çok büyük değilse ameliyat gerekmeyebilir.

Biopsi işleminden önce hastanın öyküsü dikkatlice alınmalıdır. Eğer hasta aspirin veya benzeri kan sulandırıcı bir ilaç kullanıyor ise doktorunun belirlediği süre kadar ilacını biopsi öncesi kesmelidir. İnce iğne biopsisi için genellikle lokal veya genel anesteziye ihtiyaç yoktur.

Böbrek biopsisi

Böbrekler insan hayatının sağlıklı bir şekilde devamı için hayati organlardır. Herhangi bir böbrek hastalığı şüphesi durumunda doğru tanının konulup ivedilikle tedavinin tamamlanması gerekir. İlerleyen böbrek hastalıklarında böbrek transplantasyonu gibi uygun organın bulunması başta olmak üzere pek çok çözümü zor problemlerle karşılaşılmaktadır.

Böbrek hastalıklarının bazılarının tanısının konulabilmesi için mutlaka böbrek biopsisinin yapılması gerekir. Ancak bu işlemin tecrübeli bir doktor tarafından yapılması zorunludur. İşlemden önce işlemin doktor tarafından tüm yönleri ile hastaya anlatılması, biopsinin neden yapılacağı, nasıl yapılacağı, aşamaları, biopsi sonrası ortaya çıkabilecek komplikasyonlar, hangi bulgular söz konusu ise doktora başvurulması gerektiği konusunda bilgi verilmelidir. Biopsi yapılmadan önce hastanın bilgilendirildiği ve tam olarak işlemi anladığına dair bir konsensus imzalaması istenmelidir. Biopsi genellikle böbrekten küçük bir doku parçanın alınması ile yapılmakta ve devamında uygun koşullarda biopsi materyali patoloji departmanında kesin tanının konulabilmesi için incelemeye alınmaktadır. Böbrek biopsileri çeşitli şekillerde yapılabilir, böbrek probleminin şekline göre biopsinin ne şekilde en efektif şartlarda gerçekleştirilebileceği de belirlenebilir.

Günümüzde böbrek biopsileri için en sık kullanılan yöntem ultrasonografi eşliğinde yapılan perkütan biopsilerdir. Genellikle biopsi işlemi için hastanede bir gün süre ile yatılması gerekmektedir. İşlem sonrasında belli süre tam yatak istirahati zorunludur. Ultrasonografi eşliğinde yapılan biopsilerde önce hastaya böbreğe veya böbrekteki lezyona en uygun şekilde ulaşılabilmesini sağlamak üzere hastaya düzgün pozisyon verilmelidir. Daha sonra ultrasonografi yardımı ile biopsinin alınacağı alana önce lokal anestezi yapılır ve takiben küçük bir insizyon ile biopsi iğnesinin girişine imkan sağlanır. Ultrasonografi probunun kılavuzluğunda iğne böbreğe ulaştıktan sonra ufak doku parçacıkları alınır, yeterli miktarda biopsi materyalinin alınabilmesi için iğnenin çok sayıda yere doğru hareket ettirilmesi gerekebilir.

Böbrek biopsileri tomografi kılavuzluğunda da gerçekleştirilebilir ancak ultrasonografiye göre daha az merkezde yapılan ve daha tecrübeli ekipi gerektiren bir tekniktir. Alınan biopsi örnekleri uygun koşullarda patoloji laboratuarına ulaştırılmalı ve inceleme için gerekli işlemlerden geçirilmelidir. Genellikle böbrek biopsileri immunofloresan tekniği ile değerlendirilmektedir.
Böbrek biopsileri görüntüleme tekniklerinin yardımı ile yapılabildiği gibi açık böbrek biopsisi dediğimiz şekilde ameliyat ile, laparaskopik yolla da yapılabilir. Biyopsi öncesinde hastanın doktoruna tüm tıbbı geçmişini anlatması biopsi sırasında ve sonrasında oluşabilecek komplikasyonlar açısından önemlidir. Böbrek biopsileri çeşitli durumlarda gerekebilir. Böbreklerin yeterince fonksiyon yapmadığı düşünülen durumlarda, nakil yapılan böbreğin çalışıp çalışmadığını kontrol etmek için, idrarda protein atılmasının normalden fazla olduğunun belirlenmesi durumunda, akut nefritik sendromda, akut böbrek yetmezliğinde, böbrekten kanamanın olduğu durumlarda, izole glomerüler hematüride, nefrotik sendromda böbrek biopsisi ile böbreklerdeki değişiklikler ve fonksiyonel kapasite belirlenebilmektedir.

Biopsi sayesinde genetik hastalıkların tanısı da konulabilmektedir. Böbrek biopsilerinden sonra hastalar eğer idrarlarından kan gelmesi durumu varsa, genel durumlarında bozukluk oluşursa doktoruna hemen başvurmalıdır çünkü böbrek biopsilerinden sonra sık olmasa da kanama gibi komplikasyonlar oluşabilir.

Kemik iliği biopsisi

Dolaşımın ve dolayısı ile yaşamın temel yapı taşlarından birisi kandır. Kan sayesinde tüm vücüdumuza gerekli olan besinler hücrelerimize kadar taşınır bu sayede vücudumuzun canlılığının devamı sağlanmış olur. Kanı oluşturan sayısız hücreleri üreten ana hücreler ise başlıca kemik iliğinde üretilirler. Kan hücreleri alyuvarlar, akyuvarlar, trombositler gibi başlıca topluluklardan oluşur. Akyuvarlar bizim enfeksiyonlara karşı savaşmamızda ve sağlığımızın korunmasında rol alırken, alyuvarlar kanın diğer bir esas elemanıdırlar, eksikliklerinde anemi dediğimiz ve sağlığın hızla bozulmasına yol açabilecek bir klinik durum ortaya çıkabilir.

Trombositler başlıca kanın pıhtılaşma kabiliyetini sağlamakta görevlidirler. Ameliyatlarda, günlük hayatta karşılaştığımız travmalara bağlı kanamalarda, kanın damar içerisinde olan fonksiyonunun devamlılığında görev alırlar. Eksikliklerinde başta pıhtılaşma problemleri olmak üzere olan ciddi problemler karşımıza çıkabilir. Hastalarda oluşan kan hücreleri ile ilgili eksikliklere yol açabilen hastalıkların tanısının konulabilmesi için pek çok klinik durumda kemik iliği biopsisi yapmak gerekir. Böyle durumlarda kemik iliğinin fonksiyonlarını kontrol etmek, ana kan üretim hücrelerinin sayısı, kalitesi, fonksiyonlarındaki eksikliklerin belirlenebilmesi veya bazı hastalıklara ait spesifik özelliklerin aranabilmesi amacı ile hastaya kemik iliği aspirasyonu veya kemik iliği biopsisi adı verilen işlemin yapılması gerekir.

Kemik iliği biopsisi yapılmadan önce hastada kuşkulanılan duruma ait tüm ileri invaziv olmayan tetkikler tamamlanmış olmalıdır. Kemik iliği biopsisi invaziv bir işlemdir bu nedenle en sona saklanmalıdır. Kemik iliği biopsisi genel sıklıkla anestezi altında yapmayı gerektirmeyen bir işlemdir. Bu nedenle hastanın biopsi öncesi aç kalmasına gerek yoktur. İşlem lokal anestezi altında yapılır. Biopsi için kullanılacak ideal alanlar iliak kemik ön veya arka kısmı veya sternum denilen kemiktir. Ancak kalça kemiği sternumdan çok daha sık olarak tercih edilen bölgedir. Biopsi alanının temizlenmesini takiben kemiğe kadar olan alanı içine alacak şekilde lokal anestetik kullanılarak analjezi sağlanır.

Kemik iliği biopsisi için özel bir ilik biopsi iğnesi kullanılır. Bu iğne lokal anestezi sonrasında örneğin alınacağı alandan kemiğe ilerleyecek şekilde ilerletilir. Kemik iliği biopsisinde elde edilecek materyalin kandan daha yoğun bir madde olacağı göz önünde tutulmalıdır. İğne yardımı ile biopsi tamamlanır. Biopsi materyali ya lamların Ya da laboratuar tüplerinin içinde incelenmek üzere uygun koşullarda laboratuara ulaştırılır. Lokal anestezi uygun şekilde yapıldığı sürece aslında kemik iliği biopsisi ağrısız bir işlemdir ancak genellikle iliğin enjektöre çekilmesi sırasında bacağa yayılabilen bir ağrı olabilir. Bazen aspirasyonu takiben kemikten de küçük bir parça biopsinin alınması ayrıca gerekebilir bu biraz daha ağrılı bir işlemdir ancak tüm bu işlemler çok kısa süren işlemler olup biopsiyi takiben doktor tarafından önerilecek olan bir analjezik alınabilir.

Kemik iliği biopsisi hastanede yatmayı gerektiren bir işlem olmayıp, biopsi sonrası hareket etmek tam tersine ağrıyı azaltıcı bir rol oynamaktadır. Biopsi yeri 24-48 saat sonrasında açık bırakılabilir ve banyo yapılabilir. Genellikle antibioterapi yapılması gerekmemektedir.